“KEDİ OĞLAN İLE TANIŞIN!”


 (28.06.2015 – 1. Gün)

Bir adım, bir adım daha… Genç adam bir adım daha atmanın ne kadar zor olduğunu kendine hatırlatıyordu. Daha kim bilir bu adımlardan kaç sefer atması gerekecekti. Yaşadıklarını beyninde tutamıyordu. Hafızası o kadar engin değildi, ama derin bir hayatın içinden geliyordu. Tarihin ta kendisine tanıklık etmişti, ama her yerde aynı anda bulunması da mümkün değildi.

“Özel insanların bir araya getirilip eğitimden geçirileceğine dair bir haber okudum. Doğru yerdeyim değil mi?”

Karşısındaki asker böyle bir soru karşısında ne tepki vermesi gerektiğini düşünüyordu. Silahını mı doğrultmalıydı yoksa yanıt mı vermeliydi, bilememişti. Bu gizemli adaya gönderilecek askerlerin arasında yer alacağı için kendisini şanslı görenlerdendi. Bir daha buna benzer bir macera yaşayabileceğini sanmıyordu. Her gün bir dolu garip vakanın yaşandığı bir dünyanın içerisinde yaşayan her insan gibi en sonunda karşısına herkese anlatabileceği garip bir mevzu çıkabilmişti.

Cesaretini kaybetmeden genç adama: “Buraya kadar nasıl gelebildin? Burası gizli bir üs ve bir adadayız,” diye karşılık verdi asker.

Asker ne kadar durum karşısında şaşkınsa genç adam bir o kadar durumu normal karşılarcasına sırıtmasını sürdürüyordu. Daha güneş yeni doğmuştu ve gökyüzünde yükselmek için acele etmiyor, tembellik ediyordu. Bir yandan kendi durumuyla özdeşleştirdiği güneşe göz kırparak askere inanmayacağını düşündüğü halde açıklamasını yaptı.

“Aaa, o mesele. Biliyorsun bu denizlerin geçtiği yerlerde sürekli deniz yoktu, bazı zaman dilimlerinde ya deniz çok alçalmıştı ya da doğrudan karalar geçiyordu. Ya da gelecekten bahsedecek olursak ortada bir deniz bile kalmayacak. Onu bunu bırak da burası doğru yer mi, kaç tane ada dolaştım durdum.”

Bu yanıtının üzerine asker daha çok endişelenmiş olacaktı ki genç adamın etrafını birden daha fazla asker sarmıştı. Askerlerin hepsi yirmili yaşlarda olmalıydı. Buraya bir daha yaşamayacaklarını düşündükleri bir maceranın parçası olmanın heyecanıyla gelmişlerdi. Ama hiç biri bu genç adamın karşısında ne yapmaları gerektiğini bilememişti. Neyse ki başlarında duran komutanlardan birisi olay yerine gelmek üzereydi.

Genç adam, gelen komutanın üniformasının üst kol kısmında yer alan kırmızı renkli v harfini andıran işaretten rütbesinin aslında onbaşı olduğunu biliyordu. Buradaki genç erler, rütbelerin anlamlarını ve hiyerarşiyi pek bilmiyordu anlaşılan.

“Sen nereden geliyorsun böyle?” diye sordu gelen erbaşı. Doğruları söylemeyi daha doğru bulmuştu genç adam, her ne kadar anlatacaklarına pek inanmayacaklarını bildiği halde açıklamalarına devam etti.

“Rusya soğuktu bugünlerde, oralarda takılıyordum Sovyetler dağıldığından beri. Ama haberleri gördüm, ülkenizin yapmaya gayret gösterdiği projeyi beğendim ve ben de katılım göstermek istedim. Gerçi sen memleketimi soruyor olmalısın, ama 5000 sene öncesini ne yapacaksın?”

Onbaşı terlemeye başladığını hissediyordu. Karşısındakinin kim olduğunu anlamıştı. Zaten beklenen kişiydi, General’e hemen haber ulaştırmaları gerekiyordu.

“Projenin içinde gönüllü olarak yer almak istiyorsun yani?” diye sordu bu sefer onbaşı gülümseyerek. Onu korkutmamaları lazımdı, isterse kaçabilirdi. Gücünün ne olduğu biliniyordu, nasıl çalıştığı ise tamamen bir gizemdi. O yüzden yüksek risk taşıyan birisiydi.

“Evet, ne demişler gönüllülük esas olmalı bu tür işlerde. Hem her gelen Türk olacak, ben dünyanın geri kalanını severek temsil edebilirim. Her yerin tarihini ve coğrafyasını biliyorum.”

“Tabi, size ne diye hitap edelim? Biliyorsunuz, bu projede herkes takma bir isimle yer alıyor.”

“Aaa, bunu bilmiyordum. İyi oldu. Ne desem ki kendime?” diye düşünmeye başladı genç adam ve aklına birden bir fikir gelince kafasında lamba yanmış gibi yüzü aydınlandı. Tabi yüzünün aydınlanma nedeni güneşten kaynaklıydı, ama bu sıradan aydınlık efekti bile askerlerin yaşadıklarından daha da etkilenmelerine sebep olmuştu.

“Kedileri ve çocukları çok severim. Görünüşümün de bir çocuktan farkı yok nasılsa. Kedi Oğlan de geç.” diye yanıt verdi genç adam, sesi oldukça sakin çıkıyordu. Ama etrafındaki erler durum karşısında iyice heyecanlanmışlardı ve birbirlerini iterek gelen kişiye daha yakından bakmaya çalışıyorlardı. Çoğu şu anda yanında kamerası olan bir cep telefonu taşıyabilmeyi arzu ediyordu, ama bu hala mümkün değildi.

“O halde adamıza hoş geldiniz, Kedi Oğlan. Bugün içerisinde General Serhat Seçkin de burada olacak. Sizin eğitiminizden sorumlu kişidir kendisi. O geldikten sonra da biz ayrılacağız. Devamında tamamen o ve sizin gibi özel insanlar burada yer alacaklar. Eğitim bir hafta sürecek. Bugün diğer özel insanlarla tanışacaksınız. O vakte kadar gelin sizi odanıza götüreyim.”

“Eğlenceli bir şeye benziyor.” diye karşılık verdi Kedi Oğlan onbaşını dinledikten sonra ve onu takip ederek eğitim binasına girdi. O an için bilmediği şey kendisi için hazırlanmış büyük bir tuzağın içinde hapis olmak üzere olduğuydu.

Devam Edecek…

Gelecek bölümde: General, Kedi Oğlan ile tanışıyor… 

Kategoriler: son insan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir